Rumeli Feneri Kalesi (Garipçe)

İstanbul’da yaşayanlar hafta sonu gezmeye çıkacağı zaman genellikle bildikleri yerlerin dışına çıkmazlar. kahvaltı için Polonez köy, biraz şehirden uzaklaşmak için (en azından anadolu yakasında durum böyle) Şile, Riva, Adalar, gibi alternatiflere yönelir. Bunu hepimiz zaman zaman yaparız.

Sabah kaktığım da nereye gideceğim ile ilgili fikrim yoktu, evin yakınındaki pastahanede kahvaltı faslında  bir yandan ne tarafa gitsem diye düşünürken gözüm tabaktaki böreğe takıldı, “Sarıyer Böreği” 🙂 tamam dedim ne tarafa gidileceği belli oldu tabi kahvaltıyı ettikten sonra sarıyerde börek yeme fırsatı bulamadım siz kahvaltı etmeden yola çıkın. 🙂

Çay içerken hemen kaba taslak rota kafamda belirdi FSM köprüsünden karşıya geçip Balta Limanı çıkışından sahil yoluna inip sahil yolundan tıngır mıngır istinye, tarabya, sarıyer ve garipçeden geçip Rumeli Hisarına ulaşacaktım.

Yola koyuldum karşıya geçip sahilyolunda kah durup boğazın manzarasını izleyerek, kah balıkçıların neler tuttuğuna bakarak yavaş yavaş sürmeye başladım.

Rumeli Feneri’ne ulaşmak için sahil yolundan gidiyorsanız Kireç Burnunda İsmail Abiye HOOOOP diyebiliriz gemilere el sallayabilirsiniz. Gitmek için ilk önce sarıyer tabelalarını Sarıyer’den geçtikten sonra ise Rumeli Feneri tabelalarını takip ederek Garipçe’ye ulaşılmaktadır. Sarıyer’den sonra ilk önce yeşili solunuzda maviyi sağınızda bıraktığınız bir yol ilerisinde ise yeşillikler içerisinde kekik kokusu ile devam eden enfes bir yolda ilerliyorsunuz.

Boğazın Karadeniz ile birleştiği bu mekan ne kadar güzel olsa da çok fazla kalabalık olmaması beni cezbeden en büyük etkenlerden biri oldu.

Tabi gittiğinizde sizi hiç şaşırtmayacak şeylerden birisi de tarihe ismini yazmayı seven halkımız olacaktır.

İstanbul içinde nereye gitsek görsek diye düşünüyorsanız bir gidin görün derim.

Garipçe Kalesi Gezisinden bir kaç fotoğraf;

     

 

 

 

 

Facebook Yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir